Anlattığın-anlattığını sandığın-anladığı-anladığını sandığı
Kimse duymuyor ya! İçinden söylendiklerini sadece sen diledikçe, "zamandan şikayetlerin" kendini tekrarın ötesine geçmiyor.Kör-sağır diyalogu gibiyiz. "Ben" ve "gerçek" birbirmizi anlamamak için kırk dereden 40 kova su taşıyoruz ve aradaki nehir büyüdükçe,daha uzlaşmaz,daha sağır oluyoruz ikimiz de.
Gerçek diyor ki olabilecek iş değil sizinki.Herkes kendi hayatını kendi tarafında yaşayıp paylaşıyormuş gibi yapamaz. İç sesin diyor ki: Vakti yok napsın! Kaça bölünsün?
Bak, yaşamın kendi zaten zor. Onun sana getirdiği bunca yük ve sorumluluk içinde beynin ağırlaşırken kendine ruh ferahlatıcı olarak bulduğun tek şey sevgi. Onun da cılkını çıkarmak için yaşam şeytanının sana fısıldadığı bahaneleri bulup huzuru erteliyorsun.Suçlu da sen, hakim de!
Ne komik değil mi?
Sevmeye zaman ayıramamaktan yakınan ile, "zaman ayırmayan" kişinin aynı olması?!!
Yaşam önceliğin hangisi karar ver önce.
Zengin ve her istediğini alıyor olabilmek mi,neşeli ve sakin yaşayabilmek mi?İkisi bir arada olsa olmaz mı diyorsun.Olur! Olur tabii ki.Ama parayı refah için gerekli "tek" şey olarak görmekten vazgeçersen olur.
Seviyorum dediğine ne kadar vakit ayırdığına bak bir. Haftada üç saat!
Sarılmak için ayırdığın zaman bak: 15 günde bir...Hatta çoğu zaman ayda bir.Bir kadın ve erkeği birbirine bağlayan en büyük duygusal anlatım dediğimiz dokunuş için zamanı olmamak ne hazin bir insanlık durumu.
Düşüncelerini paylaşmak,bir filmi beraber izlemekk, beraber yemek yapmak, tavla oynamak, deniz kenarında taş toplamak, tartışmak, müzik dinlemek, siyasetten konuşmak,fıkra anlatmak, dünyanın geleceğini tartışmak için ayırdığın zaman bir bak.Hiç! Erteledikçe ertele...Bağlılık denilen şeyin zaman paylaşımı çoğaldıkça görünmez halatlarla oluştuğunu anlamazdan gel!
Hem itele sevdiklerini,hem de bana hep yakın kal de!
Sen ters tarafa dönsen de dünya kendi bildiği yöne doğru dönmeye devam ediyor.
Yeteri kadar paran olduğuna karar verdiğin zaman, senden, sevdiğini göstermen için, boynu bükük, ona vakit ayırmanı bekleyenler artık etrafında durmaktan yorulmuş ve gitmiş olacaklar.Yaşın 60 olacak...Takatin yarım,hüznün tam.
Paranı artık hüznüne katık yapıp bedelli sevgililer satın alabileceksin.
Günde üç öğün telefon mesajları yollayarak sana sadık ve tapan bir sevgili yaratmayı deneyebilirsin yeniden.
Başka bir şey beklememesini de söyle ona.
Mesela onu çok sevdiğini ama bayramları yalnız geçireceğini söyle...
Mesela hafta sonları elini tutmaya asla vaktin olmayacağını söyle...
Mesela onu çok düşündüğünü ama yılbaşı gecesi başka yerde olacağını de...
Mesela onu sevdiğini özlediğini ama yanına gelmeye vakit yaratamayacağını söyle...
Mesela Yurtdışına gidiyorum de ve İzmir'e git..
Mesela bana güvenmekte ne kadar haklı olduğunu göreceksin de her gece başka bir insanla aynı evde uyu!
Mesela Çin'e git 10 günlüğüne özledim seni diye bağır...Geldikten 3 gün sonra bile onu görmeye vakit ayırama?
Nesin sen ABD başkanı mı?
Bitirilemeyen işler veziri?
Yerkürenin her sorunu için 7/24 danışılan bir guru mu?
Ölüyken yaşayanlar komitesi müdürü mü?
Cinselliği olmayan, hisleri olmayan bir android mi?
Kendime acımaktan vazgeçtim ,yarın ölüp ölmeyeceğimi bilmediğim bir hayat yolculuğunda beni sevecek birileri bir yerlerde mutlaka vardır...İncitmeden. Dördüncü yedekte bekletmeden, hüzne boğmadan, aşağılamadan, aldatmadan, ertelemeden...
Benimle övünecek birileri bir yerlerde vardır elbet. İnsan yanımı ,yüreğimin bembeyaz tarafını ve kanayan yerini görebilecek. Bana tatil gününü ayırdığında sevineceğimden sevinecek birileri mutlaka vardır...
Ben gidiyorum...Adına "hatıra" denilen her şeyin üzerine kalın bir yağlıboya katmanı çekiyorum.
Gözlerimizin güldüğü tek resmi yırttım...
Telefon numaranı ezbere bilmiyordum zaten telefon rehberinin hafızasından sildim.
E-postalarının adresini, adını soyadını, kalbimin içinde kanayan kabuğun üstünü kapattım.
Benim için aylar öncesindeki yabancısın artık.
Dilerim senin de bir gün başkası tarafından gönlün kanatıldığında, sevdiğinin elinde bir bez olur ama kanayan yere bastırmak ve kanı durdurmak yerine döner sırtını ve kendi yaşamına bakar...
Dilerim.